Killing

Bazı yerlerde gördüğüm ikilemi açmalıyım.

” A short Film About Killing” mi daha önce çekildi yoksa Dekalog 5 mi?

About Killing 1988 yılında, Dekalog 5 ise 1989 yılında gösterim almış. Arada bilmediğim bir durum yok ise Dekalog 5; About Killing’in kırpılması ile oluşturulmuş.

Birinde kapitalist, sosyalist değişiminden etkilenen gençleri ve onları yargılayan hukuk sistemini diğerinde ise idealleri yüzünden arafta kalan genç bir avukatı konu alıyoruz.

Dekalog 5’in son sahnesinde “Senden Nefret Ediyorum” cümlesi bulunuyorken; About Killing filminde ağlayan avukat monolog olmadan gösteriliyor.

Çok enteresandır, güçlü bir analitik zeka üzerinde duruyoruz. Tamamen aynı bir olay örgüsünden, ufak hatalarla da olsa başka bir sonuca ulaştığımızı görebiliyoruz.

Kurgu derler ya hani; masa başına geçtiniz mi montaj olan o sinemasal kavram.

Ne kadar da disiplinli kullanılıyor farkında mısınız?

Bir tek filmin son sahnesini değiştirip, bazı yan anlam oluşturan sahneleri çıkartınca başka bir filme ulaşıyoruz.

Hiç denediniz mi!

Hiç bu şekilde düşündünüz mü!

Ben ne kadar karşı olsam da bu yapılan işe; yaratıcı yönetmenin gücünü çok rahat bir şekilde görebiliyorum.

Bir filmi öldürüp başka bir film yapan adamı yani…

DÜŞÜNSEL

20 yaşındaki genç sarışın, kardeşinin kendi hatası olarak öldüğünü düşündüğü için evden ayrılıyor, hayata küsüyor. Kuralları bozuyor, söylenenlere karşı geliyor.

Aklını rasyonel olan aklın altına alıyor. Biçimsiz bir adama dönüşüyor kimilerince.

İnsanlara zarar vermeye başlıyor bilerek. Bilmeyerek yapmıyor bunları, küçük çocukların kediyi ağaca asmaları gibi bir eylem değil bu.

Kasıtlı olarak; işleyen! çarka çomak sokmaya başlıyor.

Durum da bu ya, genç sarışın adam karısının hazırladığı ekmekleri köpeklere layık gören, sübyancılık noktasında ısrarcı, taksisini iktidar nesnesi olarak kullanan bir adamı öldürmek için onun taksisine biniyor.

Aslında taksicinin kim olduğu önemli değil çocuk için; çocuk ilgi çekmek, boş zamanlarını doldurmak amacıyla bir taksiciyi kestiriyor gözüne.

Bu taksici de ilahi adaletin flu hallerinden biri gibi toplum hukuğunun cezalandıramadığı ama  kulakları çekilmesi gereken bir adam.

Zevk uğruna öldürmek için, yalnızca zevkleri için yaşayan bir figür seçiliyor.

Enteresan.

Yani bu adamın bize gösteriliş tarzı, o adamın ölmesinin layıkı olduğunu destekler nitelikte. Böyle olunca ne oluyor, avukatın ikilemi, genç çocuğun hatasını anlaması ve maktul taksici, ilahi adalet noktasında birleşmek zorunda kalıyorlar.

Başat konu dekalog serisi. Konu dekalogtan dem aldı ise insan bedenini konu alan bilim değil, insan var oluşunu açıklayan din devreye giriyor doğal olarak.

Aslına bakarsanız; Kieslowski’yi tüm filmleriyle din (bilinçlenme) parantezi içinde incelemek gerek.

Kimileri dekalog ve diğer filmleri; toplumsal gelişimlerin üzerinden değerlendirmekte ısrarcı olsalar da; bunun yetersiz bir bakış açısı olduğunu söylemek zorundayım.

Yani; siyasi, ideolojik, politik bir bakış açısı yok bu yönetmenin. Hukuk konusunu bile doğa kavramı üzerinden şekillendiriyor.

Bu durumda, ne yazık ki, bu filmleri okuyabilmek için Aristo, Newton, Marx, Engels, Lenin denkleminden dışarı çıkarak okumak zorunda kalıyorsunuz.

Çünkü; toplumsal değişimleri- gelişimleri- devrimleri- reformları konu seçen disiplinler sanat gibi insan var oluşunu hissettirmeye çalışan disiplinleri yorumlamak için kullanılamazlar.

Yani; hiçbir toplumsal bakış açısı, hiçbir politik amaç, yalnızca siyasi zemine dayanan hiçbir yorum bir sanat filmini okumak için tek başına yeterli değildir.

Siz hiç insanlıkla karşılaştınız mı der Niçe.

Toplum bireylerden oluşur. Ve eğer bu bireylerin bilinçlenmesini istiyorsanız, toplumun kendisini konu alan ideolojilerle değil, bireyi aşkınlayan devrimlerle ilgilenmelisiniz.

Yoksa hala; Tarkovski’yi sürgüne gönderen o koca Sovyetleri tanımlayamadınız mı?

Yoksa hala; toplumları konu alan devrimlerin yetersizliğini kavrayamadınız mı!

O zaman buyrun sanata efendim!

Seri Bozucu

Dekalog serisinin About Killing ve About Love kırpılmaları dışında çok önemli eserler olduğunu belirtmemiz gerekiyor.

Ve iyice dikkat edecek olursanız; bu iki kırpılma filmlerin (dekalog 10) genel yapısına aykırı duruyorlar.

Ne kadar da entegre edilirse edilsin, diğer 8 orta metrajı yakalayamayacaklarını görebiliyoruz.

Bu yüzden saf olarak yaratılmış bir dekalog filmini yorumlamak için daha fazla zaman ayırmak zorundayım.

About Killing’in tek başına yorumlanması birbirinden ayrı dursalar da Dekalog 5’in dahi yorumlanmasına neden oluyor.

Yani…

Diğer bir kuralda görüşmek üzere…

09.12.2011


Reklamlar