( 1.08’den devam ediyoruz. 1.35’e kadar)

Alex’in silahı çantadan almasının, filmin genel havası değerlendirildiğinde bir intihar eylemi hisi yarattığını görebiliyoruz. Alex çok uzun zamandır hastaymış gibi davranıyor, öyle sergileniyor. Ya birisini öldürecek bu adam ya da kendine bir kıyak geçecek, tabancasıyla…

Küçük Adam uyanık. Alex Küçük Adam’ın yastığının altından bir el dikimi yelek alıyor. (Alex’in Küçük Adam’ı yere attığında, Küçük Adam’ın giydiği yelek) Yavaş yavaş ilerleyip, arkasına (yan odaya)  bir göz atıyor ve önemli bir noktaya geliyoruz filmle birlikte.

Leonardo’nun bahsi geçen eseri yeniden karşımıza çıkıyor. Telaş içinde olan Alex biraz daha tedirginleşerek aniden dua etmeye başlıyor. Korkuyor, bir şeyleri düzeltmek çabasına karşılık kendisini, bağımlılıklarını ortaya koyuyor. Nasıl bir güçsüzlüktür bu. Nasıl bir acz halidir. Savaş korkusu metaforu, karısının dahi kendi zülmünden vazgeçmesi, Alex’i teslimiyete, kendi benliğinin üstünde bir güce bağlanmaya itiyor. Kurban verilecek olan nedir: Benlik duygusudur, bağlı değil de bağımlı olunan değerlerdir, saplantılar ve olmazsa olmaz denilebilecek kişisel bağlantılardır. Kurban ne kadar denk bir isimlendirmedir değil mi, bu film için?

  • Senin gücünü hissedebilecek bir acz haliyle karşılaşmayanları da affet. Onlar acının ne olduğunu hiçbir zaman bilmediler.

Alex’in kameraya dönüp; kendileri için değil de sevdikleri için korkanları senden başka kimse koruyamaz demesi. Diğer dua cümlelerini kameraya bakmadan, bu sözcüğü ve bundan sonrakileri ise özel olarak kameraya bakarak söylemesi nedendir acaba?

Bahsettiği kişiler, yakınlık yakalayan, kamera aygıtının merceklerden oluşan objektif (obje) kısmına aracısız olarak ulaşabilen, taklitten uzak takılanlar mıdır? Tarkovski’nin duası mı bu? Kamera aygıtından bakanla, konuşan ve konuşanı konuşturan tek bir organik yapıya mı sahiptir? Orijinleri tek midir yoksa? (Adam filminin giriş sekansına da bakabiliriz.)

  • Çünkü bu en son savaş! Savaşların en korkuncu. Bu savaştan ne yenen ne de yenilen kalacak geriye.

Bu sözler nükleer savaş alt metinli bir kamera çekiminin; metaforik düzeyde,  insanın kendiyle olan iç savaşına çevrilmesidir. Filmin sonunda oluşacak sürreal- real yapı ile ne dediğimi iyice anlayacaksınız. Anlatmaya çalışacağım.

Alex’in sahip olduğu tüm ayrıcalıklar  bu duayla birlikte başka bir kazanım için feda edilmiştir. (Sözde)

Alex’in kanepeye uzanması ve bozuk paranın düşmesi, her zaman bahsettiğimiz üzere bu görülen uykunun, bu kanepeye uzanışın metaforik bir düzlem uzantısıyla teğetleşerek zihinsel bir uykunun başlangıçı olmadığını göstermesi açısından önemlidir. Zaten Maria’nın çılgın sesi de arkadan gelmeye başlamıştır.

Evin kızı Viktor’u yanına çağırıp, soyunuyor. Alex sonraki planlarda da farkedilmek üzere üstüne giydiği bir paltoyla, bu evin kızı ve Viktor’u çağırma olayını görüp oradan uzaklaşıyor. (Sulu ortam- sürreal) Alex kendinden kendine bir yakınlaşma ile karlar altında yine kendini görüyor, bozuk para benzeri bir takım şeyleri sezdiriyor bize. Stalker’daki rüya sahnesi gibi; dünyevi- maddi durumların yok olacak olmasını simgeleyen bir çamur deryasını, kameranın track hareketiyle birlikte görüyoruz. Fiziksel bir uyanma gerçekleşiyor, kanepedeyiz.

“Nolan’ın Inception” filmindeki rüya içinde rüya denklemini; epistomolojik olarak değil de, ontolojik bir şekilde- araba düşüşünü 2000 kare yavaşlatmadan- nasıl görebileceğimizi görüyoruz!

Bu ilk sürreal sahne (kanepeden ilk kalkış) rüya olarak adlandırılırsa; bahsi geçen nükleer savaşın olmasından kaynaklı bir korkunun ortaya çıkması bu kopuk sahneler. Ki bu korkunun temeli de filmin diyaloglarından daha önce belirttildiği üzere Küçük Adam’ı kaybetme korkusu. -Çamurdan çıkarılan Küçük Adam’ın yeleği.- (Duyuyoruz ve görüyoruz- karlı sahne- siyah beyaz)

Otto pencereye geliyor. Yalnız daha öncesinde Alex’e bir -ilham almak- metaforda ışık veriliyor, sol taraftan. Otto geliyor ve alakasız şeylerden bahsetmeye başlıyor. Bize göre alakasız görünse de bu Alex’in daha önce bize yerleştirilen bilinçaltı eylemine denk bir noktada duruyor. Otto bir umuttan bahsediyor. Önceden ettiğimiz (Alex’in ettiği) duanın icabet noktası beliriyor yavaştan.

Otto’nun sözleri Alex tarafından anlaşılamıyor. Beraber içki içmeye başlıyorlar.

Evet yine gizli bir nokta. Bu sahnede Otto’nun bütün söyledikleri içki kavramının altına saklanarak olabilir- olamaz noktasına getiriliyor. Bu adam içkili ne söylediğini bilmiyor. Ya da aslında içkinin sarhoşluğu ile bir alakası yok söylenenlerin. Seçim sizin?

Zaten Otto içkinin iyi ve etkili bir konyak olduğunu, Alex bardağı doldurmadan önce söylüyor dikkat ederseniz. Çok ince işlemeler bunlar, resmen planlı bir aldatma mekanizması kuruluyor.

Otto’nun Alex’le olan tüm konuşması seyirciyi gizli bir inandırma sürecine sokmak için yerleştirilmiş. Real yapı olan, hikayenin devam eden yapısına (klasik öykü) inanmak için bir neden arayan seyirciye bir inandırma ortamı yaratılıyor. Dikkat ederseniz, ne konuşulursa konuşulsun, Maria ile ilgili ne söylenirse söylensin, o kadının yanına hiç bir amaç olmasa da gidilmeli. Ortam bu şekilde kurulmuş.

Burada ince bir nokta daha var. Otto giderken ben Piero Della Frencesca’yı tercih ederim diyor. Piero’nun “Adoration of the Holly Wood” eseri ve Leonardo’nun “Adoration of the Magi” yakın manalara sahip farkettiyseniz. Yani Otto’nun baştan beri korkarak yaklaştığı filmdeki Leonardo’nun “Magi” si yerine “Holly Wood” u tercih etmesi; hem o kadının ayağına gidecek olanın evine “Magi” eserini asan Alex’in olacağını betimlemesi hem de bunu kendisi yapmak yerine daha farklı bir yaklaşım sergileyerek bu işe girişemeyeceğini belirtmesi açısından önemli. ALEX BİSİKLETE BİNECEK, GİDECEK, TAPINACAK!!! (Alex’den başkası değil)

Bisiklet ve paça kaptırma olayı; filmi real düzlemden çıkartmamak için kurulmuş. Göreceğiz ve iyice anlamdıracağız.

Alex tam merdivenden inerken -öksürük sesiyle gizlice betimlenen- ve Viktor’un ses rengine yakın bir ses duyuyoruz. Bu sesin geliş tarafına bakarsak altta birileri sohbet ediyor. Yalnız kamera Alex’in ani bir telaşla aşağı inmesinin ardından bir takım notların bulunduğu bir masayı ve üstündeki yumurta, kalem ve bir bardak suyu gösteriyor.

  • Aktörün kendisi, kendi yarattığı sanat eseridir. Sözüyle birlikte Alex’in telaşmasını da dikkatlice düşünmeliyiz.

Burada sürreal olarak konuşan bu adamın aslında bilinçaltı melekesi bir eleştiri makinesi olduğunu düşünebiliriz.  Yumurtayı sesi kısık tiyatrocunun ses düzeltme sistemine, eski yazıları Alex’i tiyatro sevdasından eden eleştirmenin notlarına, konuşanı da eleştirmen olarak simgeleyebiliriz.

İlk aşağı inme sahnesinde Alex’in üstünde palto yok dikkat ederseniz. Ama sonraki planda merdivenden inen Alex’in üstüne bir palto giymesini, daha önce aldığı silahı yeniden almasını ve yukarı çıkıp yeniden aynı merdivenden inmesini görüyoruz. Neden silahı tekrar alıyor? Hangi planda silah gerçekten almıştı? Rüya olan hangisi ve gerçek olan ne?

Filmin ana düzlemi (hikaye tabanı) gerçek kabul edilirse; tüm atmosferik değişikler zaman- mekan algısına göre rüya olarak kabul edilebilir. Bu kabul edilen rüya da, yeniden kurulacak bir sistem için  gerçek kabul edilirse bu rüya- gerçek yapıyı temsil eden sinematografik elementlerin dışındaki tüm atmosferik değişikler de başka bir rüya olarak kabul edilebilir. Tüm tekrar sahneleri tek başlarına( silahı çantadan alma- iki kere) başka bir katmandaki rüya- gerçek ilişkisi için geçerli sayılacaktır. Bu durumda filmin ana düzlemi dediğimiz şey sembolik olarak aradan kaybolacak hale gelirse, yani ilk gerçek ile ikinci gerçek, ilk rüya ile ikinci rüya çakıştırılırsa o zaman gerçek dediğimiz şey aslında bize sunulan  bambaşka bir rüyadır; sonucuna varabiliriz. Film üzerinden düşünürsek tabii…

Silahın tekrar alınmasını buradan yola çıkarak değerlendirebiliriz. Eee tabii Julia’nın kahvaltı yapanlara servisi de yukarıdaki eleştirmenin konuşmasını reelleştirmek için kullanılan başka bir diyalektiktir.

Kahvaltı yapanların arkasından filmin ana düzlemi kaybolmadan bisiklete ulaştık ve bisiklete bindik. Paçanın sıkışması ile ilgili sahneye geldik. Dikkat edelim…

Otto’nun “sağ paçamı kaptırdım az kalsın suya düşüyordum” dediği noktada; Alex sağ paçasını kaptırarak koskoca karasal düzlemde küçük noktadaki bir su parçasına düşüyor. Sonrasında gitmekten vazgeçer gibi oluyor ama, hayır o Leonardo’yu ve eserini Otto’nun aksine çoktan seçmişti bile.

Burada Viktor’un arabasına benzer olan ama o olmayan bir araba ve ön koltuğundan yerlere sarkan beyaz bir elbise görüyoruz. Gördüğümüz bu, aynen bu!

Devam edeceğiz…

Reklamlar